‘Şurada biraz soluklanayım’

deniz aslani

Antarktika’da bulunan Shetland Adaları’nı ziyaret eden kruz çalışanı Lea McQuillan, bir fokun arkadaş canlılığına ‘maruz’ kaldı. Sadece dinlenmek adına bir süre yere uzanan McQuillan, kucağına gelen fokun isteğini reddetmedi. İki saat boyunca McQuillan’ın bacakları üzerinde dinlenen fok, suya geri dönünce geriye sadece bu eğlenceli kareler kaldı.

Mehmet Öz’e ağır suçlama!

Dünyanın en eski tıp dergilerinden British Medical Journal’ın yaptığı araştırmaya göre, dünyaca ünlü Türk hekim Doktor Mehmet Öz’ün 3 milyon izleyicisi bulunan ‘Dr Oz Show’ isimli tv programında verdiği sağlık tavsiyelerinin neredeyse yarısı gerçeğe dayanmıyor

Ünlü ekonomi dergisi Forbes tarafından 2013 yılında ‘Dünyanın en etkili 100 ismi’ sıralamasında 6’ncı sıraya yerleşen Türk Doktor Mehmet Öz, defalarca Emmy alan Dr Oz Show isimli sağlık programıyla milyonların gönlünde taht kurdu. Sağlık adına tüyolar veren 50 yaşındaki hekimin, programının geçen sezondan rastgele seçilen 40 bölümünü inceleyen British Medical Journal uzmanları, Öz’ün bu programlarda 479 sağlık tavsiyesi yaptığını belirledi. Ancak bunların sadece yüzde 46’sının bilimsel dayanağı olduğu tespit edildi. Dergi için araştırmayı yapan uzmanlar, önerilerin yüzde 15’inin ise bilimsel gerçeklerle çeliştiğini belirledi. Öz’ün ‘Kadınlar yumurtalık kanserini yenmek istiyorsa hindiba, kırmızı soğan ve levrek tüketsin riskleri yüzde 75 azalır’ tavsiyesini yerden yere vurdu. Aynı şekilde kahve çekirdekleri bazlı zayıflama haplarının da Öz tarafından programda tavsiye edildiği, ancak daha sonra bu ürünün reklamlarının geri çekildiği vurgulandı.

Öz kendini savundu

New Yorker dergisi ise ABD’de en çok izlenen 5 talk show programından birisi olan ‘Dr Oz Show’un başarısının altında yatan sebepleri analiz etti. Doktor Eric Rose, “Sıkıcı sağlık programlarından ayrışarak eğlenceli bir program yöneten ve şovmen haline gelen Öz’ün, tuhaf fikirlerle geldiğini görüyoruz. Tuhaf ancak eğlenceli olgu taşıyorsa bunları kullanıyor” dedi. Doktor Öz ise, kendisini ezberbozan bir ikon olarak gördüğünü belirterek “Çoğu ilaç eski mantığa dayalı. İnsanları hasta olmaya ikna etmek istemiyorum. Çünkü bu onların duymak istediği birşey değil. Programda sunduğum çözümler bu konudaki tek çözümler değil, ve sözkonusu ilaçlar da tek geçerli ilaçlar değil” ifadesini kullandı. Aynı zamanda tıp camiası tarafından başarılı bir ‘pazarlamacı’ olarak görülen Öz, yine New Yorker dergisine verdiği röportajda “Kanser bizim için Angelina Jolie gibi. Her gün bu hastalıktan bahsedebiliriz” demişti.

Senatoda ifade vermişti

Bilimsel otoritelerce faydası kanıtlanmayan ancak Dr Öz’ün programında defalarca ‘mucize’ ve ‘sihirli’ kelimeleriyle promosyonunu yaptığı ‘yeşil kahve çekirdeği’ diyet ürünü sebebiyle haziran ayında ABD Senatosu Alt Komisyonu karşısında ifade vermişti. Senatör Claire McCaskill’in “Bütün bilim topluluğu sizin mucize dediğiniz bu ürünlerin yararlığından şüpheli. Satın alınabilir bir ürüne mucizevi dediğinizde bu insanları boş yere umutlandırıyor. Bunu neden yapmanız gerektiğini anlamıyorum” sözleri karşısında “Ben bu ürünlerin işe yaradığına inanıyorum, hepsini tutkuyla inceliyorum ve araştırıyorum. Bahsettiğim bir sürü maddenin etkilerinin bilimsel olarak kanıtlayamadığımın farkındayım, fakat bu tavsiyeleri aileme verdiğim gibi seyircilere de veriyorum” savunmasını yapmıştı.

Türkiye’nin AB müzakereleri durdurulmalı!

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine en sıcak bakan milletvekili olma özelliğiyle tanınan İngiliz Liberal Demokrat ve Avrupa Parlamentosu Milletvekili Andrew Duff, “Türkiye’nin AB’ye katılım müzakereleri askıya alınmalı” dedi. AB makalalerinin yayınlandığı BlogActiv sitesinde bir yazı yazan Duff, “Türkiye’nin AB üyeliğine en büyük köstek İngiltere oldu zannediyorduk ama asıl köstek Türkiye’nin ta kendisi. Anayasal anlamda sadece küçük gelişmeler yaşanırken, AB’nin beklentilerini de karşılamadı. Yargı, yavaş, zayıf ve adaletsiz. AKP militanları kendilerini Avrupa’dan çok Arabistan’da daha iyi hissettiğini açıkladı. Brüksel’e çok az ziyaret gerçekleştiren Erdoğan’ın AB hakkında pek birşey bildiği yok. Gülen hareketiyle ilişiği bulunan gazeteciler, pazar günü egzotik suçlamalarla içeri alındı. İnsan, gazetecileri gözaltına almanın, Türkiye’nin Avrupalı olmasına nasıl yardımcı olacağını merak ediyor. Doğumuzda ikinci bir Putin oldu. Ne AB’nin ne de NATO’nun Türkiye müttefikliği IŞİD konusunda başarılı değil. Türkiye’nin AB üyeliği konusunda artık iyimser değilim. Hem AB hem de Türkiye için daha iyisini arzu ediyorum. Türkiye’nin AB üyeliği müzakereleri askıya alınmalı çünkü Kopenhag kriterleri açısından Türkiye’nin çerçevelerdeki başarısızlığını görmezden gelmek doğru değil” sözlerine yer verdi.

Skype Kralı soyuldu

kral togbe

Gana’daki yaklaşık 200 bin kişilik Hohoe Kabilesi’ni Almanya üzerinden telefon, fax makinesi, e-posta hatta Skype ile yöneten Kral Céphas Bansah (Togbe Ngoryifia Céphas Kosi Bansah), hırsız mağduru oldu. Ludwigshafen’deki evinde bulunan ve atalarından kalan kraliyet rütbelerinin, taçlarının ve altın zincirlerinin çalındığını duyuran 66 yaşındaki Bansah, İngiliz The Times gazetesine verdiği röportajda “Hırsızlar birinci kattaki balkondan içeri girmiş, kilitli kapıyı açmış, dolapları kırıp döküp ziynet eşyalarımı çalmışlar” ifadesini kullandı.

Yaklaşık 25 bin dolar değerindeki eşyaların maddi değerinden öte manevi değerinin bulunduğunu ve yerine konulabilir şeyler olmadığını söyleyen Bansah, çok üzgün olduğunu belirtti. 1987 yılından bu yana yönettiği kabilesini öğrenci olarak gittiği Almanya’da yönetme kararı aldı. Değişimm öğrencisi olarak gittiği ülkede tanıştığı Alman eşi Gabriele Bansah ile yaşamını Bansah, hem kariyerinin hem de aşkının peşinden gittiğini kaydediyor. Bu sayede halkına daha faydalı olacağını belirten Bansah, dışarıdan yürüttüğü kampanyalar sayesinde su kıtlığı çeken Hohoe Kabilesi’nin tıbbi malzeme ve doktor ihtiyacını karşıladı.

Meleklerin kanatları bir Türk’ün ellerinden

05F478F500000514-2853357-image-70_1417196132964

serkan

Dünyanın en güzel kadınları ve onları görkemli iç çamaşırları içinde görmek isteyen milyonlarca insan her yıl ekran başında Victoria’s Secret Yılbaşı Defilesi’ne kitleniyor. O sahne şovlarına görkem katan kanatları ise son iki yıldır Serkan Cura isimli Türk tasarımcı yapıyor
Her yıl muhteşem sahne şovları ve iddialı iç çamaşırlarıyla tüm dünyanın merakını cezbeden Victoria’s Secret Yılbaşı Defilesi 2 Aralık’ta İngiltere’nin başkenti Londra’da gerçekleşecek. Gisele Bündchen, Adriana Lima, Alessandra Ambrossio, Doutzen Kroes gibi dünyanın en gözde mankenlerinden oluşan 11 güzel (Victoria’s Secret Angels/Victoria’s Secret Melekleri), kıdemleriyle doğru orantılı olarak büyüyen kanatlar takacak. Defilenin vazgeçilmezi olan bu kanatlar ise geçen yılda da olduğu gibi Türk tasarımcı Serkan Cura tarafından yapılacak.

2007 yılında Belçika’daki Antwerp Royal Academy Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden mezun olan Cura, Paris’e yerleşti ve Jean Paul Gaultier gibi moda dünyasının öncü isimleriyle çalıştı. Daha sonra orada bir Houte Couture butik açan genç sanatçı, bütün moda otoriteleri tarafından dikkat çekici bulundu. 2013 yılındaki Victoria’s Secret Yılbaşı defilesinde gösterdiği başarının karşılığı olarak Victoria’s Secret’in kanatlarının tasarımcılığını önümüzdeki yıllarda da üstlenecek olan Cura, Grazia dergisinin İngiliz edisyonuna verdiği demeçte “Benim için en büyük ilham kaynağı doğa. Bir orman ya da bir deniz, her an yeni bir şeyler yapmak için heyecanlandırıyor beni” sözlerine yer verdi.

13 yaşından beri moda ile ilgilendiğini belirten Cura, kanatları mayısta çizmeye başlamış. 5’i baş melek olmak üzere 11 kanat meleği giydirecek olan modanın genç neferi, dünyaca ünlü mücevher markası Swarovski’den 150 bin renklendirilmiş kristal sipariş etti. Yazın gerçekleşen defilesinin ardından da kanatları yapmaya başladığını açıklayan Cura, 5 aydır canla başla çalıştığını söyledi. Cura, “Geçen yıl kuliste kanatların meleklere giydirilmesiyle uğraştığım için şovu ancak televizyondan izleyebilmiştim. Ancak yine de aldığım tepkiler karşısında onur duydum” dedi. Victoria’s Secret kanatları dışında da pek çok iyi işe imza atan Cura, Cindy Bruna, Candice Swanepoel ve Karlie Loss gibi dünyaca ünlü mankenlerle çalışmaktan keyif aldığını kaydetti.

Türkiye’nin kadına şiddet karnesi

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından alınan bir kararla her 25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak anılıyor. 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör Rafael Trujillo’ya karşıtlığıyla bilinen Mirabal kardeşler isimli üç kız kardeşin, Trujillo’nun: “Ülkede iki tehlike var: Kilise ve Mirabal Kardeşler” şeklinde yaptığı açıklamadan günler sonra tecavüz edilerek vahşice öldürülmesinin ardından bugün kadına karşı şiddeti önlemenin simgesi haline geldi. Miraballar’in ardından ise kadına şiddette başı çeken ülkeler arasında bulunan Türkiye’den bazı rakamlar şöyle… Türkiye’de kadınlar hemen her gün cinsel şiddete, tacize ya da tecavüze uğruyor. Sadece 2013 yılında 214 kadın ve 10 kız çocuğu erkekler tarafından öldürüldü. Aynı erkekler 167 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti/tecavüz girişiminde bulundu, 241 kadın ve kız çocuğuna şiddet uyguladı, 161 kadın ve kız çocuğuna cinsel tacizde bulundu.

Polis koruması yetersiz

2013’te her 10 kadından biri şiddet gördüğü gerekçesiyle kolluk kuvvetlerine, mülki amirlere ve savcılara defalarca şikayette bulunmasına ya da koruma talebi çıkartmasına rağmen ağır yaralandı ya da öldürüldü. Kadınlar en çok kocalarından şiddet gördü. Kadın cinayetlerinin gerekçeleri ise şöyle sıralanıyor…

Namus cinayetleri yüzünden ortalama 5 kadın, nefret (cinsiyet ve etnik, dini grup ayrımcılığı) yüzünden 6 kadın, aile içi ve eş cinayetleri yüzünden 294 kadın hayatını kaybetti. Yılda ortalama 32 kadın intihara sürüklenirken sadece 2014 yılında 142 kadın taciz ve tecavüz şikayetinde bulundu. 202 kadın ise fuhuşa zorlandığı sebebiyle emniyet güçlerine başvurdu.

Hayaldi gerçek oldu

Europe Comet Chaser

Uzaycılık tarihinin en zorlu projelerinden biri olan Rosetta’ya bağlı bir kondu, 10 yıllık bir kovalamacının ardından kuyruklu yıldız üzerine iniş gerçekleştirdi

Dünya’dan yüz milyonlarca kilometre uzaklıkta bulunan ve tamı tamına 10 yıl 8 ay ve 10 gün süren uzay kovalamacası dün başarıyla sona erdi. Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) 67P/Çuryumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızına inmek için fırlattığı uzay aracı Rosetta, 6 Ağustos tarihinde kuyruklu yıldızın yörüngesine girebilmeyi başarmıştı. Rosetta, 2004 yılında bir rokete bağlı olarak fırlatıldı ve kuyruklu yıldız 67P’nin peşine düştü. Dünya ve Mars’ın yerçekimi gücünü kullanarak hız kazanan uzay aracı böylece 7 milyar kilometre yol kat etti. Güneş’in etrafında 5 kez dönen Rosetta, birkaç kez yörüngeyi ıskalasa da en sonunda başarıya ulaştı. En son mekiğin yakıtını koruyabilmek için 31 ay boyunca uykuda tutulan Rosetta, ocak ayında son derin uykusundan uyandırılarak kuyruklu yıldızın peşine düştü ve 67P’yi yakaladı.

10 yıllık serüvenin sonunda dün Türkiye saatiyle 10:00’da başlayan iniş, 18:00’da tamamlandı. Bilim insanlarının komutlarının dahi 28 dakika sonra ulaştığı Rosetta, Dünya’dan 500 milyon kilometre uzaklıktaydı.

Böylelikle Güneş’in kendisinden fırlayan bir gök cismi olan kuyruklu yıldızda yapılacak olan ilk araştırma olma özelliği taşıyan Rosetta projesi, yıldızlar, gezegenler ve daha fazlası hakkındaki karanlıklara ışık tutacak. Rosetta’nın uçuş direktörü Andrea Accomazzo, “Toplamda 1.6 milyar dolara mal olan çalışmamız inişte başarısız olsaydı bile yüzde 80 anlamında başarılı sayılır. Çünkü bu aşamaya kadar gelebilmek bile tarihte bir ilk” ifadesini kullandı.

Museviliğin kutsal kitabı Tevrat’ın ilk bölümü olan ‘Yaradılış’ın ilk üç kısmının mikroskobik formatta 1000 dilde yazılarak Philae Kondusu’na yerleştirilmesi de araştırmanın yaradılış hakkındaki bilinmezlikleri aydınlatması bakımından sembolik bir anlam taşıyor.